LAZURİ-TURKULİ LEKSİK̆ONİ (G)
LAZCA-TÜRKÇE SÖZLÜKg
gagna: söylem, sezgi
gale: dış(arı), dışarıya, dışarıda
gale gamaxtimu: dışarı çıkmak, büyük hacet yapmak, mıçmak
galendo: dışarıdan
galendulyaş naziroba: dışişleri bakanlığı
galeni: dış, dışarıdaki
galenuri: dışsal
gamaçameri: satılmış
gamaçamoni: satılık
gamaçamu: satmak
gamaçamuşi: satılacak, satılması gereken
gamaçkvale: yayın, yayın eseri
gamaçkvalu: yayın yapmak, yayına hazırlamak, yayınlamak
gamaç̆k̆aderi: çakılı, yerinden oynamayacak şekilde sertçe çakılı
gamaç̆k̆adu: çakmak, çakılı olmak, yerinden oynamayacak halde sertçe çakılı olmak, verim vermemek, mahsul vermemek, ander kalmak (meyva vermek)
gamağareri: çizilmiş, yırtık
gamaqazeri: sivriletilmiş, yontulmuş
gamaqazu: sivriletmek, yontmak
gamaqonu: çıkarmak (canlı bir varlığı içeriden dışarıya doğru çıkarmak)
gamaxçaneri: beyazlaşmış
gamaxti: çık
gamaxtimu: çıkmak, dişarıya doğru çıkmak
gamaxireri: çalıntı
gamaxtima(le): çıkış
gamaxomineri: kurumuş, kurutulmuş
gamaxtimeri: çıkmış
gamaxtimoni: çıkış
gamaxtimu: çıkmak
gamaxvapu: deldirtmek
gamaxveri: delik, delinmiş
gamaxvu: delmek
gamakteri: ters, dönük
gamalasireri: bilevlenmiş
gamalu: yerinden çıkmak
gamamala: üretim
gamamalu: üretmek, çıkarmak
gamanç̆ereli: alacalı
gamantanu: kültürel aydınlanmak, rönesans, eğitim vermek, aydın görüşe ulaşmak, aydınlanmak
gamasap̆areri: soluk benizli ve renksiz, çelimsiz insan veya yaratık
gamaşoru: dağıtmak, dağılma(k) (katı maddeler (örn: üzüm sucuğu) vb)
gamantaneri: eğitimli, aydınlanmış, aydın
gamatxvu: kız çocuğu evlendirme suretiyle evden göndermek, kız çocuğu evlendirmek
gamatkvala: destan
gamixvu: yık(ıl)mak, kapalı bir yerden dışarıya doluşmak veya toplanmak
garant̆uri: garanti
gazeta: gazete
gebaz̆geri: dayanmış, basılmış (ayak), bastırılımış vb
gebaz̆gu: dire(n)mek (ayak diremek vb)
gebureri: yamalı
geburu: yama yapmak
gecgimapa: kazanış
gecgineri: kazan(ıl)mış, yen(il)miş
gecginoba: zafer kazanmak, zafer üzerine olsun, merhaba
gecginu: kazanmak
geçaçxaloni: şelale, çağlayan
geçaçxalu: çağlamak
geçamu: vurmak (k̆uçxe mo geçap/ayağını vurma)
geçinadva: emir
geç̆areri: para
geç̆k̆ala: başlangıç
geç̆k̆apineri: başlatılmış
geç̆k̆apu: başlatmak
geç̆k̆apule: başlangıç
geç̆k̆apuroni: ilk başlangıç, başlangıç olarak
geç̆k̆apuroni doguroni: ilkokul, başlangıç okulu
geç̆areri: para, yazılı
geç̆k̆eri: başlanmış
geç̆k̆apu: başlatmak
geç̆k̆u: başlamak
geç̆veri: yanık (yemek vb)
gedgitu: durmak, basmak
gedgu: koymak, basmak
gedumers: üzerine katıyor
gedumu: üzerine katmak, üzerine koymak, ilave etmek
gedvalu: koymak, üzerine bırakmak
gedvu: ilave etmek, üzerine katmak
gegaperi: alışık
gegapineri: alıştırılmış, alışmış, alışık
gegapinoba: alışkanlık
gegapinu: alışmak, bağışıklık kazanmak
geginu: alıştırmak
geğ(mal)u: aşağıya indirmek
gexçaneri: beyazlaşmış
gexçanu: beyazlaşmak
gexedi: bin, üzerine otur
gexedu: binmek, üzerine oturmak
gexti: in
gextimapa: iniş (aşağıya doğru), iniş yolculuğu
gextimu: inmek
gexunu: binmek (at vb)
gexveri: dökük
gejadu: üzerine atmak, katmak, üzerine ilave etmek
gektala: devrim
gektaloba: devinim
gektalu: devirmek
gekt(in)u: devirmek
gek̆ibinu: dişlemek, ısırmak
gek̆idu: asmak
gelaçamale: çalgı
gelaçamu: müzik çalmak (müzik aleti vb)
gelaçaps: çalıyor (müzik aleti vb)
gelaqonu: bir kişiye eşlik ederek onu aşağıya doğru indirmek (canlı)
gelaxunoni: oturak, heybe
gelak̆idale: askı
gelak̆vançxu: bir şey kataraktan karıştırmak (çorba vb)
gelak̆vançxeri: bir şey kataraktan karıştırılmış (çorba vb)
gelamti: bayır aşağı, rampa aşağı, yokuş aşağı (bayır)
gelastveri: kopuk
gelazdu: aşağıya indirmek (cansız/pantolon vb)
şarvali gelizdi/pantolonu(nu) indir)
gelonʒ̆u: bandırmak
gelu: bir nesnenin yere düşmesi, inmek
gemabire: şarkıcı
gemaxvenci: binici, binek
gemalu: aşağıya indirmek, aşağıya götürmek
gemç̆imu: dam akması, kapalı bir yerden aşağıya su damlaması veya akması
gemxasinu: (omxasinu) ortalığı ayağa kaldırmak, ortalığı velveleye vermek
gemti: aşağıya doğru
gemzuli: üzgün, üzgün boynu bükük vaziyette
gemzuloba: üzüntülük, boynu büküklük, eziklik
gemzulu: üzgün olmak, boynu bükük olmak, ezik olmak vb
genci: genç
gencireri: yatalak, tatmış halde, yatıyor halde
genç̆k̆apu: beddua ettirmek
genç̆k̆eri: beddualı
genç̆k̆u: beddua etmek
genç̆u: (geonç̆u) sarkıtmak (ip vb)
gendğaneri: ertesi günkü
gendğani: yarından bir sonraki gün
generaluri: genel
geni: dana
genk̆ap̆u: koşmak, koşuşmak, ısırma vb suretiyle dalmak) genk̆ap̆u
genomskide: ardına kalan
genomskidu: ardına kalmak
genʒ̆k̆omilu: bakış, bakmak
gendğani: öbür gün
genʒxodure: döşeme
gerçapule: örtü, çarşaf
gerdeli: büyük bakraç
germa: dağ
germak̆oçi: dağadamı, laz mitoloji karakteri
germania: almanya
germanoba: almanlık
germanuri: almanca
geskidu: kalmak (sınıfta vb), kalakalmak
gesvaroni: döşeme, dizilecek nesne
geşiru: aşınmak
getanap̆ici: akşam vakti
getasule: bostan
get̆alu: ardına bırakmak
gez̆inu: üzerinde durmak, üzerinde mevcut olmak
gez̆iʒinu: alay etmek
geʒada: deneme
geʒadale: deneme işine yarayan alet, deneme yeri
geʒade: denek, kobay
geʒ̆opxa: kurulu sistem, kurulu düzen, düzeltme, yeniden derleme vb
giberi: pişmiş
giçkin ki: zannedersin ki (hayret sözcüğü), biliyorsun ki
gideli: meyva sepeti, meyva toplama sepeti
gigant̆uri: devasa, dev (dev gibi, dev şeklinde)
gimua: ekim
gingili: sümük
gingiloni: sümüklü
ginz̆e: uzun
girini: eşek
gobangeri: aptal, salak, ahmak, şapşal, pasaklı
gobğu: dökmek, serpmek
gobi: hamur teknesi, ekmek teknesi
gobriʒ̆eri: yırtık pırtık
gobu: sıvı akıtmak, dökmek (su vb sıvı)
gocuncu: miskin olmak, uyuşuk olmak vb
goçumu: kandırmak, birisinden istifade etmek
goçveri: aldatılmış, kandırılmış
goçvu: aldatmak, kandırmak, sağa sola gönderme usulu ile kandırmak
goç̆angeri: tırnaklanmış, pençe atılmış
goç̆ereli: alacalı bulacalı
goç̆k̆ondu: unutmak
godageri: musallat olmuş, musallat olunmuş, musallatlı, belalı
gofit̆nu: dikkatli olmak
gogaç̆ara: sana yazılayım, kurbanın olayım
gogixta: kurbanın olayım
goqonu: gezdir(t)mek (canlı), araba gezdirmek, araba kullanmak
goxadu: kılmak, eylemek, dönüştürmek
goxanç̆eri: yeşillenmiş
goxanç̆u: yeşille(n)mek
goxtima: gezi
goxtimu: gezmek, dolaşmak
goxunu: (ortasına batırmak veya saplamak (bıçak vb))
goxveri: budanmış, şapşal, sakar, dağınık
goxvu: budamak, yapraklarını dökmek
(amaxvu: içeriye atmak, içeriye almak (odun vb))
dişkape doloxe kamaxvi/odunları içeri al (at))
(gamaxvu: delmek, dışarı almak, dışarı atmak (odun vb)
am daraba mat̆k̆ap̆ite kogamamixvi/bu duvarı matkapla del bana
dişkape gale kogamaxverenan/odunları dışarı atmışlar (almışlar))
(goxvu: budamak, yapraklarını dökmek
nca kogoxvi/ağacı buda
ncapeşi but̆k̆apek mteli xolo koguixveren/ağaçların yaprakları tamamen dökülmüş)
(doxvu: gömmek
rıza andğa doxvasunonan/rızayı bugün gömecekler)
(gelaxvu: aşağıya doğru itelemek, aşağıya doğru yuvarlamak (odun vb)
dişkape kogelaxves/odunları yuvarladılar (aşağıya doğru itelediler))
(gejaxvu: yukarıdan aşağıya doğru ve bayırdan, yukarıdan aşağıya doğru rampadan itelemek, yukarıdan aşağıya doğru yuvarlamak, yukarıdan aşağıya doğru bayırın veya rampanın üzerinden itelemek veya yuvarlamak, üzerine atarak başka yere aktarmak (toprak vb)
let̆a kogejaxverenan/toprağı aktarmışlar/toprağı kazıyıp aşağı doğru dökmüşler)
(doloxvu: yıkmak, dökmek
dişkape kodoloxverenan/odunları dökmüşler/odunları yıkmışlar)
(gelaxvu/yexvu: rampa veya dik bir yerden aşağıya doğru itelemek veya dökmek
dişkape gemtumani kogeloxvi/odunları aşağıya doğru dök (salla/gönder)
jimok̆aşi let̆a oxoriş k̆ap̆ulas yexverenan/evin arkasındaki rampanın toprağını evin arkasına dökmüşler)
(eşaxvu: alttan yukarıya doğru çıkarmak, alttan yukarıya doğru atmak, alttan yukarıya doğru aktarmak (toprak/odun vb)
dişkape emtumani keşaxvi/odunları yukarıya doğru at (aktar)
(yexvu: aşağıdan (tümsek bir yerin altından) tümsek bir yere aktarmak
tipi emtumanis kexvu/otu yukarıya doğru attı (aktardı))
(goşaxvu: delmek, yuvarlaklaştırmak, bir aletten yardım olarak dikmek
xaşarepe lomite kogoşaxvi/sırıkları demir sille dik)
(mexvu: atmak, rastgele dökmek
jindolen komexvi/yukarıdan at (dök))
(mejaxvu: yukarıdan aşağıya dökmek, bir şeyin üzerinden yukarıdan aşağıya doğru dökmek (atmak/aktarmak)
jindolen komejaxveren/yukarıdan dök(ül)müş)
goint̆eresu: enterese etmek, merak etmek, ilgi duymak
gokteri: dönük, çevrik, çevrilmiş
goktu: çevirmek, döndürmek
gok̆iru: bağlamak, sarmak
gok̆uʒxinu: uyandırmak
gok̆uʒxu: uyanmak
gok̆vançxu: sulu yemeğe ekmek vb bir şey katarak karıştırmak, bulamak
gola: yayla
golagilu: uğramak, geçivermek (seni geçti)
golaxtimoni : (mek̆axtimoni) geçit
golaxtimeri: (mek̆axtimeri) (mek̆alaperi (ora)) geçmiş
golaxtimu: (mek̆axtimu) geçmek
golakteri: çevrik, ters
golamamuli: çavuşkuşu, ibibik
goleberi: kirli
golebu: kirlenmek, kirletmek
golejveri: salyalı, salyalanmış
goloktu: çevirmek, ters hale getirmek
golonkinu: rastgele sallamak, sallamak
golonsvareli: sıralı, ardı sıra dizilmiş
golonsvaru: dizmek
golvaktu: başka yerden dolaşmak, rest çekmek
gomç̆ima: çise
gomç̆it̆aneri: kırmızılı, kızarmış
gomç̆it̆anu: kızarmak
gomğinu: bulanmak
gomğineri: bulanmış
gomormjora: merhaba
gompineri: serilmiş, yere serilmiş, yere yayılmış, yayılmış (fındık, çay vb)
gompinu: sermek, yaymak (yere sermek, yere yaymak)
gompinoba: yayılımcılık, sergicilik
gompinu: çepe çevre yere sermek, yaymak, sergilemek
goncaxeri: dövülmüş, kırıp dağıtılmış, ağzı burnu dağılmış, ağzı burnu dağıtılmış, aptal, avanak, salak, ahmak, budala
goncaxu: vurarak ses çıkartmak, kırıp dökme suretiyle dağıtmak, kırıp dağıtmak
gonç̆ela: özlem, merak
gonç̆elu: özlemek, umurunda olmak
gonç̆k̆ireri: uyanık (mecazi anlamda uyanık), dikkatli, pürdikkat, zeki, çokbilmiş
gonç̆k̆iru: uyanık olmak (mecazi anlamda uyanık olmak), dikkatli olmak, pürdikkat olmak
gonç̆inapu: payına düşürtmek
gondağu: kırıp dökerek parçalamak veya dağıtmak
bere eşo p̆at̆i dobaxerenanki, nunk̆u p̆ici gogundağerenan/çocuğu öyle kötü dövmüşler ki ağzını yüzünü kırıp dökmüşler (paramparça etmişler)
gondginu: abartmak, lafı uzatmak, meseleyi uzatmak
gondinapa: gider, kayıp
gondineri: kayıp, kaybedilmiş, kaybetmiş
gondinu: kaybetmek, kaybolmak, kaybetmek, yitirmek
gondrik̆u: giyili haldeyken eşyanın kolunu katlamak
gondunun: kaybolur, kayboluyor
gergin: gondvala
gondvu: asmak, dizmek (germek (ip vb)yerden yüksek bir halde ip vb nesneye dizmek)
gongrixeri: üst üste elbise giyinmiş
gongrixinu: üst üste elbise giyinmek
gonk̆vateri: şart koşulmuş, peşin peşin şart koşulmuş, mutabakata varılmış, söz verilmiş
gonk̆vatu: şart koşmak, peşin peşin şart koşmak, tedbir, tedbir almak, mutabakata varmak, söz vermek
gonoşine: hatıra, anı
gonsalik̆u: aşırı yorgunluk neticesinde baygın gibi bir yerde yatmak veya uzanmak, nalları dikmek, uyuşuklaşmak, sersemlenmek
gontanu: yağmur, fırtına, kar vb meteroloji vakasından sonra havanın düzelip tekrar eski haline gelmesi
gotanu: aydınla(n)mak, aydınlanma(k), gün doğumu
gontximeri: yayılmış, serilmiş
gontxinu: yaymak, sermek
gontxu: bir nesneyi yerde açıp uzatma şekliyle üzerine başka bir bir şey sermek veya yaymak, yaymak
gonzd(in)u: germek, uzatmak, asmak
k̆uçxe mo gonzdip/k̆uçxe mo guinzde/ayağını uzatma)
gonziku: giyili haldeyken gömlek, kazak vb eşyaların kolunu katlamak, gömlek veya kazağı bel yerinden katlamak
gonʒ̆k̆areri: sulan(dırıl)mış
gonʒ̆k̆aru: sulandırmak, su katarak rengini açmak, su katmak, su ilave ederek katılığını azaltmak
gonʒ̆k̆imale: açacak
gonʒ̆k̆ima(pa): açılış
gonʒ̆k̆imeri: açık
gonʒ̆k̆(im)u: açmak
gookroneri: altınlaşmış
gookronu: altınlaşmak
gopençxu: el kol hareketleriyle tuhaf şekilde konuşmak.
gopinteri: kirlenmiş
goplaşkeri: iri kıyım, şişman, şapşal insan.
gopseri: işenmiş
gopuceri: inekleşmiş, otlatılmış (insanlar için kullanılır), kandırılmış (insanlar için kullanılır), inekleştirilmiş
gopucu: inek gibi otlatmak, inek haline getirmek, inek gibi kandırmak
gop̆et̆k̆eleri: kelleşmiş, saçsız kalarak, saçsiz kalmış
gop̆et̆k̆eloba: kellik
gop̆et̆k̆elu: kelleşmek
gosalu: laf sallamak, herhangi bir nesneyi sallamak
gosrialapu: yerde süründürtmek, kızakla kaydırtmak
gosrialu: yerde sürünmek, kızakla kaymak
goşabğeri: yarım akıllı dandalak adam
goşabğeri: dağıtılmış, dağınık
goşobğu: dağıtmak
goşogora: arayış
goşogoru: araştırmak
goşağu: içersinden seçmek, seçip çıkarmak, ayırmak, ortaya çıkarmak, içeriden dışarıya doğru seçip ayırmak
goşoğzeri: yaygın şekilde, salgın halde
goşoğzu: yayılım, salgın
goşaqonu: canlı bir varlığı kapalı bir yerden yukarı doğru çıkarma
goşalu: yerinden çıkmak, araya sızmak, içine sızmak, içine girmek
goşastu: kopmak, yerinden çıkmak (kol vb)
goşamalu: içeriden dışarıya doğru seçip ayırmak
goşantxeri: abuk subuk vaziyette, perişan halde dolaşma hali, araya laf sokuşturarak
goşantxu: laf sokuşturmak, araya sokuşturmak
goşaşu: şaşır(t)mak
goşibğen: dağılıyor
goşinapu: hatırlatmak
goşinu: hatırlamak, hissettirmek
goşatiru: avarece dolaşmak, sağda solda sürtmek
goşobğa: dağıtım
goşobğu: dağıtmak
goşogoru: araştırmak
goşogzoba: salgın
goşogzeri: tutuşturulmuş, yakılmış
goşogzu: tutuşturmak, yakmak (ateş, odun vb)
goşokaçu: sıkışmak, bunalmak
goşorç̆ak̆u: araya sıkış(tır)mak
goşoru: dağılma(k) (katı maddelerin dağılması (örn: üzüm sucuğu)
gotxozu: ardına devam etmek, peşinden devam etmek, ardından takip etmek
gotirapu: gezdirtmek, süründürtmek
gotiru: gezdirmek, süründürmek
gotitizeri: titizlenmiş halde, titizlenmiş şekilde, titizlenmiş
gotole: pencere
gotumers: örtüyor (ona/onu örtüyor)
got̆alaxeri: çamurlu, çamurlaşmış
got̆ibineri: kaynatılmış, ısıtılmış (su vb)
got̆k̆apa: kemer
got̆k̆eri: bağlanmış (taşınacak herhangi bir nesneye ip bağlanmış)
got̆k̆u: bağlamak (taşınacak herhangi bir nesneye ip bağlamak)
got̆uʒaneri: ısıtılmış, sıcaklaştırılımış (su vb sıvı)
got̆uʒanu: ısıtmak, sıcaklaştırmak (su vb sıvı)
gouçaneri: siyahlaşmış, morlaşmış, mosmor olmuş
gouçanu: siyahlaşmak, morlamak, siyahlaşmak, morlaşmak
golu: etrafını dolaşmak, etraflıca dolaşmak, dolaşmak
goʒxank̆u: gagalamak
goʒxik̆u: ince çubukla ve/veya cisimle batırmak, saplayıp çıkarmak
goʒ̆ak̆iduşi: askı, asılacak
goʒ̆ak̆iri: peştemal, bağla (ağzını, yüzünü vb)
goʒ̆ak̆iru: tülbent, peştemal
goʒ̆alu: önüne geçmek
goʒ̆k̆omila: araştırma, bakım, bakış
goʒ̆k̆omileri: bakılmış, araştırılmış
goʒ̆o: önceki yıl, geçen yıl
goʒ̆obu: salık durmak, asılı durmak
goʒ̆obğeri: dökük, serilmiş (ön tarafa doğru)
goʒ̆obğu: yere doğru ön tarafa dökmek, dökmek (yere doğru dökmek), bir nesnenin altında veya yanında tekil/çoğul halde mevcut olma
goʒ̆odginu: karşı karşıya getirmek, karşılıklı yüzleştirmek
goʒ̆oqonu: geri almak
coğori kogoʒ̆avuqoni/köpeği ondan geri aldım
goʒ̆ok̆idu: asmak, asılmak (insan)
goʒ̆oncğoneri: gönderilmiş, öncü, lider
goʒ̆oneri: önceki yıl(ki)
goʒ̆oncğoneroba: öncülük, liderlik
goʒ̆ostu: kayarak kopmak (heyelan vb)
goʒ̆oʒ̆ox: geçmiş yıldan bir önceki yıl
goʒ̆umers: ondan alıyor (geri alıyor)
gramat̆ik̆a: gramer
grameri: grameri
guda: tulum (muzik aleti tulum)
guguli: guguk kuşu
guguliştipi: bir ot türü
gudastvire: tulumcu
gudastviri: tulum
guxtimu: çepe çevre sarmak (onu vb), diklenmek, karşı gelmek
gulun: geziyor
guma: ekim
gumatuta: ekim
gumers: çepeçevre etraflıca çapalıyor, seyreltiyor (mısır vb), dolaştırıyor
gumi: çeltik
gumorz̆gua: merhaba
gurapa: öğretim
guri: yürek, ciğer, kalp, cesaret
gurişxeleba: coşku, sevinç, yürek coşkusu
guriş ktala: mide bulantısı
guriş ktalu: midesi bulanmak
guriş mendvalu/gondvalu: teselli etmek, telkin etmek, gönül almak
gurişmoxtimapa: ilham, yürekten gelen
guriş molaxtimu: yüreğinden geçmek, hissetmek, tahmin etmek, kalibine doğmak, içine doğmak
guriş oktalu: midesi bulanmak
guriş opatkalu: yüreği kanatlanmak, heyecanlanmak
guroba: cesurluk, cesaret
guroni: cesur, yürekli, kahraman
gurp̆eci: katıyürekli
gurp̆ici: sine, yürek
gvarci: hopa’da bir köy, hendek köyü
gverdi: yarım, buçuk
gverşap̆i: ejderha, arsız
geak̆nu: tutmak (el, kol vb)
geacinapu: bastırtmak
geacinu: bastırmak, kuvvet vermek, ıkınmak vb
(amacinu/gamacinu: yatmak, uzanmak, yüzü koyun yatmak
odas amacans/odanın içinde yatıyor
ar xvala amacans do gamacans, çkva mutu skani va ikips/sadece yatıyor uzanıyor, başka hiçbir şey yaptığı yok)
(geacinu: bastırmak, kuvvet vermek
k̆uçxe mo geomacinap/bana ayağını bastırma)
(gelacinu: kucağına oturmak, yanlamasına yatmak, paralel istikamette uzanmak, paralel istikamette yatmak
oncires gelacans/yatakta uyuyor
p̆odias mo gelamicinap/kucağıma uzanma)
(geʒ̆acinu: ön tarafından yatmak, ön tarafından uzanmak
ʒ̆oxle mo geʒ̆amine/önüme uzanma)
(dolocinu: yere düşmek
gemti gelit̆uşi kodolicinu/aşağıya doğru inerken düşüverdi)
(elacinu: yan istikamette yatmak, yan istikamette uyumak, herhangi bir köşede uyumak, herhangi bir köşede yatmak
coğorik tude elacans/köpek yerde yatıyor)
(eʒ̆acinu: ön tarftan bastırmak
mo eʒ̆amicinap/bana ön tarafından bastırma (yüklenme))
(keʒ̆acinu: alta taraftan bastırmak
tude keʒ̆acinu/altan destek verdi (altına yattı))
(golocinu: yatay istikamette yatmak
oncires golacans/yatakya uyuyor)
(goşacinu: ortada bir yerde oturmak, ortada bir yerde yatmak
oncires goşacans/yatağın içinde yatıyor/yatağın ortasında yatıyor (oturuyor))
(goʒ̆acinu: ön mevkide (kapı vb) oturmak
coğorik ç̆eriş tude goʒ̆acans/köpek çatının altında yatıyor)
(meşacinu: kapalı bir yerde yatmak, arada yatmak
k̆at̆uk daz̆epunas meşacans/kedi dikenliğin içinde yatıyor)
(molacinu: kapalı bir yerde yatmak, kapalı bir yerde kapatmak, kapalı bir yerde hapsetmek
odas komolicines/odaya tıkıştılar/odaya doluştular
odas komolocines/onu odaya tıkıştırdılar (attılar)
odas molacans/odanın içinde uyuma süretiyle mevcut)
(mok̆acinu: arka tarafta oturmak, yan istikamette oturmak
esteri mu gağodu mo mok̆amicine/ne oldu sana böyle yüklenme bana arkamda
gale kogamaxtu do beres mok̆ucoxu/dışarı çıktı ve çocuğun arkasından ona seslendi (çocuğu çağırdı))
(ok̆ocinu: sertçe cevap ermek
mo mok̆amicinup/bana sertçe cevap verme)
geaqven: ona o şekilde oluyor/olur
geak̆nu: (elinden/kolundan vb) tutmak
geak̆viru: hayıflanmak, hayrete düşmek
geamxvu: diz üstü çömelmek
geamkveri: takatten düşmüş, yaşlanmış
geamkvu: basmak (sel basmak, su baskını), çömelmek, çökmek (yaşlanmak), takatten ve kuvvetten düşmek
geamk̆usu: (gemk̆usu) dizleri üzerine çömelmek
geamʒkven: övünüyor, övünür, kibirleniyor, kibirlenir (ona)
geamʒkvu: övünmek, kibirlenmek, kendini beğenmek
geamʒ̆k̆iru: titizlenmek
geanç̆u: çömelmek
geantxeri: yere düşmüş, mahvolmuş, iflas etmiş
geantxoba: mahvolmak, iflas etmek, tükenmek, makam mevki kaybetme
geantxu: (gentxu) düşmek, yere doğru düşmek, tepetaklak düşmek
geant̆oneri: batık, batmış
geant̆onu: batmak
geari: yemek, katık
geobiru: yama yapmak
geoç̆k̆apu: başlattırmak
geoç̆k̆(in)u: başlamak
geoç̆k̆vinapu: sıvı kızıştırtmak (yağ vb)
geoç̆k̆vinu: sıvı kızıştırmak (yağ vb)
geokt(in)u: devirmek
geok̆ideri: asılı
geok̆idu: asmak
geok̆itxeri: (gek̆itxeri) küfür edilmiş
geok̆itxu: (gek̆itxu) küfür etmek
geoginu: (geginu) alıştırmak
geolapu: yutmak (lokmayı mideye indirmek vb), kamufle etmek veya üzerine örtmek (toprak vb)
geolibinu: sıcak suya batırmak, durulamak (elbise, çamaşır vb)
geok̆idu: asmak (elbise vb)
(gok̆idu: asmak
mtutişeni xaşaris bezepe kogok̆iderenan/ayı için sırığa bezler asmışlar
çanta gok̆ideri mot gulur?/çanta asılı neden geziyorsun?) (geok̆idu: asmak, askıya asmak
dolokunepe gale kogeok̆ides/eşyaları dışarıya astılar)
(gelak̆idu: asmak, askıya asmak, dik vaziyette yukarıya asmak
gelak̆idales dolokunepe kogelok̆ides/askıya eşyaları astılar)
(gejak̆idu: asmak (ağaca asmak vb), üst bir yerde asılı şekilde takılmak
ncas bezepe kogejok̆iderenan/ağaca bezleri asmışlar/ağacın üzerine bezleri asmışlar)
(dolok̆idu: takmak, asmak, asılmak (boğaz vb)
qalis beşluği kodolok̆ides/boğazına beşibinlik astılar)
(golonk̆idu: ardısıra asmak, yan yana asmak, ardısıra yan yana yola koyulmak (insan vb)
oxorcalepek kogolonk̆iderenan do noğaşa nulunan/kadınlar ardı sıra yola koyulup çarşıya gidiyorlar)
(golok̆idu: ardı sıra asmak, peşpeşe asamak, d asmak
manto kogelok̆idi/mantoyu as)
(goʒ̆ok̆idu: asmak, asılmak, asılı halde mevcut olmak
şuk̆ape kogoʒ̆ik̆iderenan/salatalıklar asılmışlar/salatalıklar meyva vermişler)
(mejok̆idu: üzerinden, üsten aşağıya doğru sarkıtmak, üstten aşağıya doğru asılmak
pencereşen xali komejok̆ides/pencereden halı astılar)
(mojok̆idu: asmak, asılmak, sarkmak, sarkılmak, sırtlanmak, üzerne almak, omzuna almak (sepet, yorgan vb)
otvale komojok̆idi/yorganı as/yorganı sırtına al)
geok̆itxu: küfür etmek
geok̆ordinu: azaltmak
geolu: akmak (sıvı akması)
geomp̆oneri: (gemp̆onu) aşılı, aşılanmış
geomp̆onu: (gemp̆onu) aşılamak (meyva vb)
geont̆unu: batmak
geoskidu: mirasçı kalmak, ardına kalmak
geoşkvu: yutmak
geotxozinu: ardı sıra takip etmek
geotxozu: kovmak, takip etmek
geoʒ̆inʒ̆u: asılmak (ip vb), germek, gerilmek
geoʒ̆k̆omilu: bakmak, bakınmak
geuli: gül
geulva: batı
geulvauri: batılı
geunaxi: günah
gza: yol
gzak̆ina: demiryolu
gzamşine: yoldaş
gzap̆ici: yol ağzı, yol kenarı
gzas gedgitu: yola koyulmak, yola çıkmak
gzaş noguru: yol göstermek

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder